Solucan Gübresi üreticileri ne yapacak – TOSGEB Başkanı Rasim Aydın ile Söyleşi

Solucan Gübresi üreticileri ne yapacak

Türkiye’nin tarımsal üretiminde yeni bir döneme giriliyor. Tarımsal üretimde tarlaların verimin bir yıl iyi, bir yıl kötü gidişi tartışılırken kimyasal gübrelerin toprakta yarattığı çoraklaşma gündeme oturdu. Organik maddenin kimyasalların etkisi ile yok olması başka bir sorunu daha gündeme getirdi. Ağır metali parçalayarak bitkiye geçmesini engelleyen mikrobiyolojik etkenler ortadan kalkınca ağır metal bitkiye dolayısıyla ürüne kadar uzlaştı

Tarım Bakanlığı, üniversitelerin ziraat bölümleri tarafından laboratuvar analizleri sırasında tesadüfen farkettiği ağır metal tehdidine dayanarak organik tarıma geçilmesi için hemen harekete geçti Öncelikle Çay alanlarında 200 hektarlık bir alanı deneme amaçlı olarak kimyasal gübre kullanımına kapattı. Pilot olarak organik gübre verilmesi planlanan alanın ürünü takip edilerek sonuçlara göre yeni bir tarım programı belirlenecek, Ancak kimyasal gübrenin aşama/aşama yasaklanması gündeme gelirse, bunun yerine geçecek organik gübre üretimi yeterli olacak mı?
 
Şimdi en büyük soru bu.

Bu tartışmalar halkımızın gündemini oluştururken, Ocak ayının 7 sinde Solucan gübresi üreticileri kesiminin iki büyük markası Riverm Sınırlı Ortaklık İşletmesi ile Ekosolfarm açık ortaklık işletmesinin de başını çektiği 14 üretici Rasim Aydın’ın çağrısına uyarak İstanbul’da bir kurultay düzenlediler ve bir dernek kurdular.

Türkiye çapındaki tüm solucan gübresi üreticileri kesimini kapsamayı planlayan dernek, organik nitelikli solucan gübresi üretimi yapan üreticilerin kurduğu Tosgeb Derneği’dir. Tosgeb derneğinin amacını ve neler yapacağını anlamak için derneğin kurucu başkanı Rasim Aydın ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Türkiye’nin solucan gübresi potansiyeli ve üretim miktarları ile ilgili sorularımızı henüz yanıtlamayan Rasim Aydın bu konuda sağlıklı bilginin henüz oluşmadığını ve bunu sağlamak için derneğin ilk iş olarak bir araştırma programı başlattığını sonuçların basın yolu ile halkımızla da paylaşılacağını söyledi.

Ülkemizde var olup kontrol altındaki işçi Solucan miktarı, yem hazırlanması besleme ve ürün ölçütleri hakkındaki sorularımızda henüz yanıtsız kaldı. Rasim Aydın bu konuda internette ve güncel medyada yayınlanan haberlerde bilgi kirliliği olduğunu, sanki solucan gübresi üretimi ile bir gecede varlıklı bir adam olunacak gibi izlenimler yaratıldığın bunun doğru olmadığını söyledi. Aydın ticaretin temel bir kuralı vardır. Ne verirsen aynı oranda geri alırsın. Bundan böyle bilgi kirliliğine izin vermeyeceklerin de altını çizen Aydın, “Derneğimizin bilim kurulu ve yönetim kurulu bu konuda sağlıklı bilgi üretmek üzere bir çalıştay yapacak. Böylelikle daha güvenli ve emin konuşabileceğiz” dedi.

Bizde Rasim Aydın tarafından yanıtlanan soruları ve yanıtlarını sizinle paylaşıyoruz.

Merhaba Rasim Aydın! TOSGEB Derneğini kurarak organik tarım konusunda önemli bir kurum oluşturdunuz. Girişiminizi önemsiyorum. Önemli bir pozisyonu dolduracağınızı düşünüyorum. Bu girişimin başarılı olması topraklarımızı kurtardığı gibi halkımızın organik gıdaya ulaşımını kolaylaştıracak. Umarım beklentilerimiz boşa çıkmaz.

Bu kapsamda size bazı sorularımız olacak. Böylelikle halkımız sizin ne yapmak istediğinizi ve konumunuzu anlamasını aracı olacağız. Bize bu söyleşi için yarattığınız fırsatı iyi değerlendirmek istiyoruz.

SORU 1TOSGEB kavramının açılımı nedir?

YANIT: TOSGEB kavramı Türkiye Organik Solucan Gübresi Üreticileri Eşgüdüm Birliği cümlesinin baş harflerinden türetilmiştir. Tosgeb Derneği, bu kavramdan yola çıkarak Türkiye’deki lisanslı solucan gübresi üreticilerinin kurduğu bir meslek örgütüdür.

SORU 2- Sizi tanımak istiyoruz. Rasim Aydın kimdir?

YANIT : 1967 yılında Tirebolu /Giresun’da doğdum. Yüksek öğrenim için DTFC Andropoloji bölümüne girdim. Ancak öğrenimini yarıda sonlandırarak tekrar sınavlara girerek EU Basın Yayın Yüksek okuluna girdim. Bu okulun Radyo ve Televizyon bölümünde okudum. 1987 yılında güz döneminde mezun oldum.

SORU 3- Çalışma yaşamınız nasıl gelişti.

YANIT : Eğitim döneminden itibaren bölgesel gazetelerden başlayarak (Yeni Asır İzmir ve Karadeniz, Trabzon) ve ulusal gazetelerde ( Günaydın, Yeni Düşünce, 2000’e Doğru Sabah gazetelerinde haberci ve şef, son olarak Hürriyet gazetesinde ise haber şefi olarak çalıştım. Ardından bu görevinden tamamen ayrılarak kendi aile şirketinde görev aldım. Aile şirketimiz yayıncılık ve organizasyon alanında iş yapıyor.

SORU 4- Şirketinizin adı nedir? Yayıncılık etkinliğiniz Yerel mi, ulasal mı?

YANIT : Şirketimiz RCA Global Media İstanbul’da kurulu bir şirkettir. Habermaden, Doğaltaş, Hospital Life, Kobisector, Tarımvizyon ve eki olan Bilimsel Tarım ile Globe MAG adlı dergilerin yayıncısıdır. Halen İnternet ağı üzerinden haber yayan, meydan.com.tr, Tarımvizyon.com, kobisector.com ile sanal ağda, Tarımvizyon ve kobisector dergilerinin basılı kopyaları ile doğrudan bayi satışımız vardır.

SORU 5- ilgi alanınızın yayıncılık olduğunu anlıyorum. Tarıma ilgi nasıl oluştu?

YANIT : Aslında ilgi alanım yayıncılık veya tarım olarak sınırlandırılamaz. Devlet yönetimi bilimi asıl ilgi alanımdır. Bu alanda farklı partilerin genel başkanlarına kamuoyu araştırmaları başta olmak üzere farklı dönemlerde toplumsal iletişim konusunda ve hizmet için örgütlenme düzeyinde danışman olarak hizmet sundum. Ülkemizde Çevre Bakanlığının ilk kurulmasına tanıklık etmiş ve bakanlığın yapılandırılmasında etkin olarak çalışmış bir kişiyim. Belediyelerin İçişleri Bakanlığı’ndan ayrılarak çevre bakanlığına bağlanması konusunu öneren ve halen bu önerimi sürdüren bir kişiyim. Turgut Özal hükümeti döneminde önerilen ve o zamanın Devlet bakanı Ali Talip Özdemir tarafından gündeme getirilen RA 985 KBS hizmet odaklı toplumsal iletişim programının yaratıcısı ve uygulayıcısıyım.

SORU 6- Bu programı duymuştum. İçeriğini biraz açabilir misiniz?

YANIT : Bu kamu yönetiminin halkla iletişimini sağlamaya ve hizmeti hızlandırmaya yönelik bir düzenlemedir. Türkiye’nin geçmişteki temel sorunu her yerde ayrı bir modelleme ile bilgi toplanması ancak bu bilgilerin birbiri ile eşleştirilmesindeki zorluklardı. Bu yüzden toplanan bilgiler depolanıyor ancak hiçbir işe yaramıyor yöneticiler bunlardan yararlanamıyordu. Harcanan milyarlarca liralık kaynak da ziyan ediliyordu. İşlemlerin takibini ve hızlı sonuçlandırılması üzerine yazdığım denemelerin bir sonucu olarak bir teoriye dönüştü. Ardından okuldan mezun olmak için bu konuyu tez konusu olarak seçtim ve RA 985 KBS’yi yazdım. Bir dönem CHP li belediyelerde kurulan ve daha sonra pek çok kurumda yaygınlık gösteren ‘Mavi Masa’ ve ardından Refah partisinin iktidarı döneminde ‘Beyaz Masa’ olarak tekrar yapılandırılan uygulamalar ile bu program kendini gösterdi.. Halen bu program bazı kumu kurumları bu adla halkla ilişkilerini ve hizmetlerini sürdürmektedir.

SORU 7- Bunu bilmiyordum. Gerçekten etkileyici, Bu uygulamanın kimlik kartlarındaki seri numarası uygulaması ile ilgisinin olduğunu duydum. Bu konuyu biraz daha açar mısınız?

YANIT : Günümüzde kimliklerde kullanılan tek numaralı vatandaşlık takip sistemi yine bu programı da kapsayan ana metnin bir önermesidir. Bu çalışmayı EÜ bitirme tezi olarak ülkemize kazandırmış olmaktan dolayı memnunum. Bu program hükümetlerimiz tarafından kaynak israfını önlemek ve bilgiyi ölçüt hale getirerek paylaşmak amacıyla uygulamaya konulmuş ve halen yürürlüktedir. Burada önemli iki kişinin adını anmak istiyorum. Bu programı yazarken beni yönlendiren Prof Dr. Özcan Özal ve o dönemde Söke Belediye Başkanı olan ve daha sonra milletvekili seçilen ve Bayındırlık Bakanı olarak da ülkemize hizmet eden Cengiz Altınkaya’yı anmak isterim. Bu gerçekten ülkemiz için çok önemli bir programdır ve CİP’li kimlik uygulaması ile suç ve suçlunun takibi kolaylaşacak birey 24 saat 7 gün yer zaman mekan ayırt etmeden 365 gün 6 saat tüm hareketleri ve yer değiştirmeleri izlenebilecek. Bu program toplumsal güvenlik için en iyi seçenek olarak kabul edilmektedir.

SORU 8Tosgeb’i neden kurdunuz.

YANIT : Solucan Gübresi üreticilerinin yıllardan beri süren bir çabası var. Ancak ülkemizde Solucan Gübresine özel hazırlanmış bir hukuk yok. Hukuk olmadığı için bir girişimci ne dayanacağı sağlıklı bir yasa, ne de bilgi alabileceği danışacağı doğrulanmış bir kaynak buluyor(!)

SORU 9- Amacınız nedir? Derneğin kurulmasında kimlerden destek aldınız?

YANIT : Ben de tarım alanında aydınlatıcı yayınlar yapmaya adanmış birey olarak Türk topraklarının organik niteliğinin zayıf olmasından dolayı yaşanan verimsizliğin önlenmesi için çalışıyorum. Doğrudan bir solucan yemi üretgesi, veya solucan gübresi üretgesi veya bu ürünlerle ilgili teknoloji üretgesi veya bu saydıklarımızın tümü ile ilgili hiçbir dış ticaret işim olmamasına rağmen kaliteli gıda üretiminde dış kaynaklı sömürüyü Solucan gübresi üretiminin yaygınlaşmasıyla çözeceğimize inanıyorum.

Bu gerçekler karşısında bu girişimi ülkemize bir hizmet olarak düşündüm ve harekete geçtim. Tabi ki beni bunları düşünmeye ve harekete geçirmeye yöneltenler var. Burada onların adını da ifade etmek isterim. Riverm Limited ve Ekosolfarm, Her iki şirkette solucan gübresi üretimine odaklanmış ve bu iş kesiminin gelişmesine adanmışlar. bu düşünceden hareketle Türk solucan gübresi üreticilerinin birliğini ifade eden Tosgeb Derneğinin varlığının dayanağı Türk solucan gübresi üreticileridir. Dernek gücünü üyelerinden alır. Amacını gerçekleştirmek için bilimi tek yol gösterici olarak kabul etmiştir. Kimyasal gübrenin yan etkileri ile çoraklaşan topraklarımıza Solucan gübresi vererek organik madde yönünden zenginleşmesini sağlamaya adanmıştır. Bunu başarmak için tarlacıları bilinçli gübre kullanımına özendirmeye ve ulusumuza sağlıklı gıda üretecek temeli oluşturmaya çalışacaktır. Üyelerinin kabul edilebilir ölçütlerle üretim yapmasını sağlamak için üretim yöntemleri ve ölçütler geliştirecektir. Çevresel evsel ve sığır atıklarını yığın çürütmesi yöntemiyle solucan yemine dönüştürülmesinden başlayarak organik gübreye dönüşene kadar olan süreci bilimin rehberliğinde düzenleyecek ve kabul edilebilir düzeye ulaşmış bu bilgiyi üyelerinin hizmetine sunacaktır. Bu yolla tüm üyelerinin organik nitelikli solucan gübresi üretmesini ve işlerini geliştirmesini destekleyecektir. Böylelikle üyelerinin ekonomiye katma değer sunmasını sağlayacaktır. Solucan Gübresi iş kesiminin sağlıklı ve sürdürülebilir olması için hukuk oluşturulmasına, yürütmenin görevini sağlıklı sürdürebilmesi için yönetmelik oluşturulmasına katkı sağlayacaktır.

SORU 10- Derneğe kimler üye olabilir, üye olma koşulları nelerdir?

YANIT : Derneğimize kültür solucanı üreticileri, kültür solucanı satıcıları, solucan yemi üreticileri, solucan yemi satıcıları, solucan gübresi üreticileri, solucan gübresi satıcıları, teknoloji üretenler, teknolojik ürünler satanlar, malzeme üretenler, malzeme satanlar, örgütümüzün kuruluş yasası ve amacını benimsemeleri halinde derneğimize üye olabilirler.

 SORU 11- Üye olanlara dernek ne tür katkılar sağlayacak?

 YANIT : Derneğimizin amacı gübre kullanıcısı olan tüketiciyi, toprak hakkında bilinçlendirmek, solucan gübresi kullanımına yönelik bilinçli tüketici gurupları yaratmak ve Türkiye topraklarının solucan gübresi ile beslenerek organik madde seviyesinin yükseltmesini sağlamaktır. Zaten bunu başarmakla doğrudan solucan gübresi üreticisi olan bu kesimin gelişmesini sağlamış olacağız.

 SORU 12- Mevcut durumda kaç üyeniz var ve ne tür çalışmalar yapmaktasınız?

 YANIT : Derneğimiz henüz kuruldu. 7 Ocakta kurultay yaptık ve dernekler dairesine başvurumuzu yaparak yasal konum elde ettik. Şu anda 100’ü geçkin başvuru var. Yönetim kurulunun oluşması ile bu başvuruları karara bağlayarak üye defterine kaydedeceğiz.. Ancak her gün derneğimizin kurulduğunu öğrenen yeni başvurular geliyor.

SORU 13– Dernek olarak nasıl faaliyetler yürütmeyi planlıyorsunuz? Yapacağınız çalışmalar organik tarıma ne tür katkılar sağlayacak?

 YANIT : Özetle amacımız; Bilgisel işlemsel, yapısal ve hukuk­sal konularda arı bilgi üretmek, tüketiciyi bilinçlendirmek, topraklarımızın organik madde yoksunluğunu gidermeye çalış­maktır. Biz tüm çalışmalarımızı şu eksende düzenleyeceğiz. tüketiciye sağlıklı kaliteli ve nitelikli gübreye ulaşması için üretim yöntemleri ve kullanımla ilgili rehberlik edeceğiz.

Solucan Gübresi üreticilerinin sorunlarını bilimin yol göstericiliğinde tanımlamak, iş kesiminin yeni oluşmasından ötürü, bu kesimde kullanılacak söz ve deyimlerin yabancı kavram ve sözlerden arındırılarak, Türkçe olarak yerleşmesini sağlamak. Sorunlara çözüm önerileri ve iş yöntemleri geliştirmek, Kamu yönetiminden kaynaklanan sorunların aşılmasında kamunun karar verme sürecini kolaylaştırmak ve kamuoyu oluşturmak, yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunda çalıştaylar düzenleyerek konunun tartışılmasını ve sağlıklı bilgi­nin elde edilmesini sağlamak, T.C. Tarım Bakanlığı ve diğer ilgili bakanlıklarla sürekli iletişim içinde olmak ve gerektiğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile iletişime geçip etkinlik konusu ile ilgili yasanın yeniden düzenlenmesine ve yazımına katkı vermek, İş kesimi ve ürünle ilgili yönetmeliklerin oluşturulmasında yaşanacak bilgi kirliliğini gidermek ve iş kesiminin gelişmesi için uygun kamu yönetimi modelini önermek yönetsel düzenlemeler hakkında doğrudan öneriler geliştireceğiz.

SORU 14- Topraklarımız yeteri kadar verimli toprak değil mi?
Neden organik tarıma gereksinim duyuyoruz?
Organik tarım nedir?

YANIT : Toprak her şeyin temelini oluşturur Ancak başlangıçta verimsizdir. zaman içinde organik maddelerin uluşmaya başlaması ile canlanmıştır. Bu milyarlarca yıl almıştır. Halen üzerinde hiçbir ot bile bitmeyen çorak binlerce hektar arazi çöl konumunda yardım çağırmaktadır. Özellikle tarım yapılan alanlarda bitkinin ihtiyacı olan azot, fosfat ve nitrat gibi kimyasal gübreler kullanılmıştır. Bu gübreler doğrudan bitkiyi beslemeye yönelik gübrelerdir. Toprakların organik madde yönünden incelenip uygun miktarlarda kimyasal veya organik gübre kullanılması gerekirken bilinçsizlik ve kontrolsüz gübre kullanımı ile hem ihtiyaçtan az veya fazla gübreleme hem de sonuç olarak toprakların çoraklaşması sonucunu doğurmuştur. Bu yüzden geniş tarım alanlarında bir yıl verim vardır, bir yıl yoktur. Ayrıca ürün kalitesi ile ilgili de pek çok tartışma gündeme gelmiştir.

SORU 15- Sizce insanlar doğaya verdiği zararın farkında mi?

YANIT : Bence insanoğlu bugüne kadar sürdürmekte olduğu tarımsal faaliyetlerle, kendi yaşam alanı da dahil olmak üzere birlikte yaşadığı canlı ve cansız çevreye verdiği zararların farkına varmıştır. Bu amaçla doğa ile uyumlu, kaynakları doğru kullanan, sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen, hayvan refahını gözeten yeni tarımsal yaklaşımlar tüm dünyada yayılmaya başlamıştır. Bu yaklaşımların bir kısmı sadece kavram olarak kalsa da diğer bazı yaklaşımlar hayatımızda belirgin bir şekilde yer almaya başlamıştır.

SORU 16- İnsanoğlu bu zararın farkında ise, neden bir şeyler yapmıyor?

YANIT : Aslında sandığınız gibi değil. Dünyanın farklı yerleşimlerinde bu sorunların farkında olan insanlar yenileşme arayışı içindeler ve sürekli yeni yöntemler ortaya atıyorlar. Bunlar; Alternatif Tarım, Biyolojik Tarım, Biyo-dinamik Tarım, Doğal Tarım, Düşük Girdili Tarım, Ekolojik Tarım, Entegre Tarım Sistemi, İyi Tarım Uygulamaları gibi sayılabilir.

SORU 17- Türkiye’deki tarımsal üretim ve dünyadaki durumumuz hakkında bize bir analiz yapar mısınız?

YANIT : Bu sorunuza Trakya Üniversitesi 3. Dönem Rektörü Prof. Dr. Poyraz Ülger tarafından hazırlanmış bir analizden yararlanarak yanıt vermek istiyorum.

O bir makalesini bu konuya ayırmış ve şöyle diyor: “Türkiye tarım alanı bakımından, ABD’nin onda birine yakın ve AB ülkeleri toplamının üçte birine yakın genişliğe sahiptir. Günümüzde her ne kadar işlenmekte olan tarımsal alanların tümünün işlendiği söylenmekteyse de, istatistikler bize tarıma elverişli olduğu halde 1.3 milyon hektar alanın hala işletmeye açılmadığını söylemektedir. Diğer taraftan tarımda ekonomik olarak sulanabilecek alanların henüz yüzde ellisi sulu tarıma açılabilmiştir.

Son yıllarda endüstriyel anlamda ülkemizde önemli gelişmeler olmasına karşın, Türkiye nüfusunun %30’undan fazlası hala kırsal kesimde yaşamakta ve tarımla uğraşmaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinde tarımsal alanda yaşam sürdürenlerin toplam nüfusa oranı % 4’tür. Türkiye tarımında, toprakların henüz gelişmiş AB ülkelerinin tarım toprakları kadar kirlenmemiş olduğu bilinmektedir.

O nedenle tarımda yeni yaklaşımların özellikle “Organik Tarım” ülkemiz için önemini bilmek gerekir.

Ülkemizin çeşitlilik ve üretim yönünden tarım potansiyeli oldukça yüksektir. Türkiye tarımı plansızlık ve eğitimsizlik yönünden dünyadaki gerçek yerini alamamaktadır. Özellikle son yıllardaki ekonomik kriz, artan tarımsal girdi maliyetleri tarımda tedavisi zorlaşmış önemli yaralar açmıştır. Tüm bunlara ilave olarak azalan destekleme çabaları da, tarım ve tarımsal alanda yaşam sürdürenleri yoksul duruma getirmiştir.

Son yıllarda Türkiye tarımındaki tüm olumsuzluklara rağmen, FAO istatistiklerine göre birçok üründe ve tarımsal alanda dünyadaki yerini korumuştur.

Özellikle fındık, incir, üzüm, kayısı, kiraz, ayva, üretiminde Türkiye dünya birinciliğini elde etmiştir. Kavun, karpuz, taze fasulye, mercimek ve salatalık üretiminde dünya ikincisi; elma, biber, domates, patlıcan, nohut, kestane ve antepfıstığı üretiminde dünya üçüncüsü olmuştur. Ayrıca vişne, ceviz, zeytin ve kuru soğan üretiminde dördüncü, ıspanak ve şeker pancarı üretiminde ve arıcılıkta dünyada beşinci sıraları almıştır.

Tarımdaki tüm olumsuzluklara karşın Türk tarımı, dünya genelinde toplam sebze üretiminin %3.5’ini üreterek dünya dördüncüsü, toplam meyve üretiminde dünya üretiminin %2.3’ünü karşılayıp dünya on birincisi olmuştur.

Türkiye’de, tarımsal gelişmede her ne kadar coğrafik ve ekolojik potansiyel yönünden üretim çeşitliliğine ve verimliliğe tam olarak ulaşılmamışsa da, dünya tarımsal üretiminde 6 üründe birinci, 6 üründe ikinci, 12 üründe üçüncü, 12 üründe beşinci ve 17 üründe onuncu sıralarda yer almaktadır.

Türkiye dünya tarımında en önemli ürünlerde sayılan buğday, pamuk, tütün, ayçiçeği ve çay gibi ürünlerde de dünya üretiminde ilk sıralardadır. Buğday üretiminde sekizinci, pamuk üretiminde altıncı, tütün üretiminde altıncı, ayçiçeği üretiminde dokuzuncu ve çay üretiminde altıncı sıradadır. Tüm bu olumlu gerçeklere karşın tarımsal üretimdeki birçok üründe verim çok düşüktür ve tüm ülke gereksinimini karşılamaktan uzaktır. O nedenle bu açıklık ithalat yoluyla giderilmektedir. İthalatta en büyük oran özellikle yağlı tohumlar ve lif pamuk ithalatıdır. Son beş yıllık dönemde 14 milyon tondan fazla yağlı tohum ve bitkisel yağ ithal edilmiştir. Diğer taraftan lif pamuk ithalatı da yıllık 500 bin ton seviyelerini aşmıştır.

Türkiye tarımda potansiyel ve üretim olarak günümüzde % 70 bitkisel üretim ve % 30 hayvansal üretim şeklindedir. Oysaki gelişmiş ülkelerde, bunun tam tersi durumu söz konusudur. Diğer taraftan tarımın gerçeği olarak hayvansal üretimde risk daha azdır. Hayvansal üretiminde üretilen ürünler, insan beslenmesinde daha önemli yer tutmaktadır. Özellikle üç tarafı denizlerle çevrili ve birçok akarsuyun kaynağı durumunda olan Türkiye, balık üretiminde de dünyada 29. sırada yer almaktadır.

SORU 18 : Ülkemizin tarımsal sorunları nelerdir? Topraklarımızın daha da verimli olması ve halkımıza daha da faydalı olmak için neler yapılması lazım?

YANIT : AB sürecinde bulunan ülkemizde tarımın sorunları oldukça fazladır. Bu sorunların çözümünde Türkiye tarımının AB’ye karşı mevcut durum değerlendirilmesi yapılarak, Türkiye tarımının AB tarımına karşı güçlü yönleri, zayıf yönleri, fırsatlar ve tehditler olarak, bir dizi halinde ele alınması ve belli bir süreç içerisinde kırsal kesime, daha doğrusu tarımsal alanda yaşayanlara ve tarımla beslenenlere, daha iyi koşullar getirmesine önem verilerek çözümlenmesi gerekir.

Tüm bu olumlu ve olumsuz gerçeklerin çözümünde, tarımda“organik tarım” oluşumunun, “alternatif ürün” oluşumunun, “tarımsal üretim planlamasının”, “eğitim birliği” oluşumunun, “tarım ve kırsal kalkınma politikalarının” birlikte düşünülmesinin, “sanayi- üniversite-tarım” işbirliği modellerinin geliştirilmesinin, “kooperatifleşmenin” etkinliğinin, “tarıma dayalı sanayinin” gelişiminin, tarımsal alanda “çağdaş teknolojinin” kullanılmasının birlikte değerlendirilerek, daha sağlıklı yapı gerçekleşebilir.

SORU 19- TOSGEB derneğine halkımız nasıl ulaşacak ve dernek faaliyetleri hakkındaki bilgilere nerden ulaşacak?

YANIT : Derneğimizin websitesi www.tosgeb.org erişime açıktır. Ayrıca toplumsal medya olarak adlandırdığımız facebook üzerinden halkımıza açık sayfamız güncel bilgi paylaşmak için etkin durumdadır. Üyelerimiz başta olmak üzere bilim kurulu, denetim kurulu , yönetim kurulu ve genel kurul için ayrı ayrı düzenlenmiş öbeklerimiz var. Böylelikle 7/24 tüm bağlantılarımızla etkileşim halindeyiz. Ortalama her başvuru veya mesaja 2 saat içinde geri bildirim yapıyoruz. Bu durum üye sayısının artması ile değişiklikler gösterebilir.

 

Kaynak: Kobi Sector

Bir Cevap Yazın